Füsun Güleşen’in kaleminden…

Ben resim öğretmeni olarak birçok farklı sanat disipliniyle hem çalıştım hem de öğrettim. Ama minyatür çalışırken içimden geçenleri daha iyi ifade edebildiğimi düşünüyorum. Resim sanatıntaki sonsuz ifade özgürlüğünü seviyorum. Hem gece hem gündüzü birarada resmedebilmek, hayalleri gerçeklerle birleştirerek geleneksellikle modernize olmuş çalışmalar yapmak herzaman ilgimi çekiyor ve genelde çalışmalarımı içinde olduğum duygu durum değişiklikleriyle harmanlamaya çalışıyorum.

Benim çalışmalarım da minyatür sanatının klasik teknikleri ile modern konuların işlendiğini görmeniz mümkün. Minyatür çalışırken standart kalıpların dışına çıkarak çalışıyorum. Aynı anda hem denizin üstünü hemde altını resmedebilmeyi seviyorum, bu benim için bütünden özele inen ve kişisel olarak neyi görüp, göstermek istediğimle de alakalı olabiliyor. Benim için resim çizmek standart bir işten çok hayatımın büyük bir kısmını kaplayan bir yaşam biçimi. Ben bu mücizenin içinde yaşamayı seviyorum, özgürlüğü sevdiğim gibi…

Sanata gönül vermiş insanların beni resimlerimle tanımalarını sağlamak, gelenekselden öğrendiğim tekniklerle geliştirdiğim yeni stilleri, yeni nesillere özgün-özgür bir yol haritası ile bırakmak istiyorum.